İrfân Sızıntıları Osman Kemâlî Efendi’nin itikâd ve ibâdete dair bazı konuları, seyr ü sülûkun inceliklerini ve bir kısım âyetleri ledünnî derinliğiyle şerh eden risâlelerden oluşmaktadır. Eserde bilhassa imânın ve islâmın şartlarının hakîkî yönleri, “Âmentü şerhi; Hilkat ve insâniyet; İslâmda hac; Esrâr-ı Kur’ân; Elif, Lâm, Mim tefsiri; Bey’at-ı hakîkiye; İnnâ aradne’l-emânete âyetinin tefsîri; İslâm’da vefâ; Hekîm-i kâmil; Mürşid-i kâmil ve sâlikin ahvâlini bildirir bir temsil; Namâz, Zekât ve Oruc’un hakîkatı” gibi başlıklar altında bir sohbet üslubuyla anlatılmaktadır. Biz eserin neşrini yeniden hazırlarken Hz. Kemâlî’nin imâ ettiği manâyı bozmamak kaydıyla bugün için anlaşılmayan kelimeleri sadeleştirme veya parantez içinde verme yoluna gittik. Teberrüken kaydedilen gazelleri daha önce “Aşk Sızıntıları Şerhi”nde yaptığımız gibi açıklayarak anlaşılır hale getirdik.
Aşk Sızıntıları, Osman Kemâlî Hazretlerinin yirmi yaşlarından itibaren söylemeye başladığı eldeki doksan dokuz şiirinin bir araya getirilmesiyle kisveye bürünmüş ve üç defa yayınlanmıştır (İstanbul 1947, 1957, 1977). İlâhî bir cezbeyle, aşk ve irfânla söylenen bu şiirler, elinizdeki eserde günümüz insanının anlayabileceği bir sadeleştirme ve kısmen şerh diyebileceğimiz anekdotlarla okunması ve anlaşılması kolay hâle getirilmiştir.
Aşk Sızıntıları Şerhi “Ateş yuvasında bir semender”den ışık almak isteyen gönlü köze düşmüş mecnûnlara hitap etmektedir. Bu eser bir aşk çığlığıdır. Buyurun aşk sofrasına!
Onunla fahr ederse var yeri bu arz u eflâkin
Onun Rûhü’l-kuds tesviye etmiş tıynet-i pâkin
Onun kadrin bilen, olmaz esîri dâne-i hâkin
Kulûb-ı âşıkâna bî-bedel tenvîrdir Yûnus
Mübârek nutk-i pâki cân verir erbâb-ı idrâke
Onun her bir sözü şân u şerefdir kavm-i Etrâke
O tohm-i şi‘ri ekmiş bekçi etmiş türbetin hâke
Kemâlî her yıkılmış kalbe bir ta’mîrdir Yûnus
Osman Kemâlî
Erzurum’un Güllüköy’ünde doğan küçük Osman gördüğü rüyadaki nur yüzlü dedeyi bulmak için yollara düşer. Görmeyen gözleriyle uzun yollar, kızgın çöller aşarken umudunu asla kaybetmez ve günün birinde yolu İstanbul’a varır. Eyüp’te bir caminin avlusunda yıllar sonra rüyasındaki dedeye kavuşan Osman acaba sırtındaki o ağır yükten kurtulabilecek midir?



